
Siz sevgili dostlar çok daha iyi bilirsiniz ama her albüm için iki kelam edilir ya ben de adet yerini bulsun diyerek koyuldum yazmaya. Albümün ilk aşamasından beri içinde olan biri olsam da dilim ve kalemim döndüğünce anlatabilmeyi umarak sarıldım kaleme…
Söz konusu Nazan Öncel olunca her yazdığına iki defa kulak kesiliyor insan ve her şarkısı yeni bir pencere açıyor kalbimizde. Yıl 2011, aylardan Mayıs, elimde Nazan Öncel’in Hayvan ismini verdiği albüm var. Onu tanıdığımız, şarkılarınla tanıştığımız günden bu yana müptelası olduğumuz, her biri ayrı bir klasik olan şarkıları kulağımda terennüm ederken, kâh Göç dedim, kâh Yan Yana Fotoğraf Çektirelim, Kâh Bir Hadise Var dedim. Gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim en azından daha kapağını görür görmez insanın çarpıldığı, en cesur, en samimi albümlerinden biri belki de Hayvan’dır. Merak uyandıran bu kapak tasarımında her zamanki gibi yine Nazan Öncel imzasını taşıyor. Elinde Hayvan yazan pankartla hiç çekincesiz gözlerle bakıyor gözlerimizin içine. Nazan Öncel Hayvan dediyse bir bildiği vardır dedim
ve taktım CD.’yi, sizler için dinlemeye koyuldum. Albümün açılışını yapan Normal âşık geleneğiyle yazılmış bir taşlama. Bu öyle güzel bir taşlama ki, artık nereye atarsanız, taş oraya gidiyor; orası size kalmış bir şey. İster bir sevgiliye, ister ona, ister buna söyleyebilirsiniz: Benden arta kalmadı, içim gitti durmadı, amma zalimmişsin hain, san bir şey koymadı; normal, normal, normal. On şarkılık albümün son ve on birinci track’ine sevenleri için bir kıyak çekerek Janti versiyonunu da koymuş. Öyle aheste söylemiş ki, o Normal dese de (sözüm buradan dışarı) insan ister istemez hayvan derken yakalıyor kendisini ve şarkı bittiğinde hiçbir soru işareti kalmıyor kafasında. Tempolu, coşkulu ve plastik olmayan sahici, yüksek dozda bir şarkı. Normal’den sonra gelen Bebek Sevgilim onun yürek söken şarkılarından sadece
biri. Klasiklerden biri olmaya şimdiden aday…
1994’de Avare Yıllar’ı yazdığında Orhan Kemal’in unutulmaz eserinden feyz alırken, 2008’e gelindiğinde Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ne Canım Benim Nasılsın’ı yazarak edebiyattan şarkıya uyarlamıştı. Albümün üçüncü şarkısı Böyle Konuşma’ysa üçlemenin son ayağı olarak Elif Şafak’ın Aşk romanından ilham alınarak yazılmış. Dinlerken öyle bir dağılıyorsunuz ki kendinize gelebilmek için şöyle bir silkelenmek gerekiyor. Ve Bebişim’e sıra geldiğinde bugüne kadar seslendirdiği bütün şarkılarında Nazan Öncel imzasını görmeye alıştığımız şarkıların altında sürpriz bir imzayla karşılaşıyoruz. Bebişim’in sözlerini oğlu Serkan Öncel’le birlikte yazarak ana oğul döktürmüşler. Bu da albümün önemli bir sürprizi olmuş dinleyicisi için. ‘Hayat yanımdan geçip gidiyor, dünyanın bir
tozunu almalı’, derken şarkı da yağ gibi akıyor. Hemen arkasındaysa ‘anneme haber verin merak etmesin, o benim evde gitar çaldığımı sanıyor’ dediği ‘Canım Bir Yanlış Yapmak İstiyor’ geliyor. Daha terimiz kurumamıştı, yaptığına bakar mısınız? Ama ‘Beni Düşün’ dediği zaman bir mola veriyoruz ki yine kalemini konuşturduğu, yerli yerinde cümleler arka arkaya dökülüyor ağzından. ‘Bütün gece yağmur yağdı, ben yağmurları yazdım,’ diyince çakılıp kalıyor, hatta mıhlanıyoruz bir an. İçinden gitar geçen şarkılar bütünlüğünde, bu defa gitara Muammer Ketencoğlu’nun akerdeonu, Mustafa Süder’in Kemanı, Erdem Sökmen’in gitarı Nazan Öncel’in mandolinine bir güzel arkadaşlık ederken usul usul içimizi titreten trompet, trombon ve saksofon sololarıyla yeniden şarkılıyor bizi. Yedinci şarkının
düzenlemesi Mustafa Ceceli imzalı: ‘Beni Bu Koca Şehirde Yalnız Bırakma’. Size de olur mu bilmem ama beni bu koca şehirde yalnız bırakma demek için pek çok nedeni vardır insanın. Saymaya kalksak gün akşama döner, ya da yaz’ımız kışa… Allah’tan ‘Çirkin Olsun Benim Olsun’ diyor da ben güzele güzel demem, güzel benim olayınca düsturuyla yazdığı albümün ilk müjdecisi olan şarkısıyla coşuyoruz yeniden. Ama merak etmeyin, henüz bitmiş değil, daha sırada işin içinden çıkamayınca sığındığımız en güvenli limandaki anne öğütleri var ‘Bahanesi Aşktandır’da. Ana kalbinin öğütleri dedim de aklıma geldi: Albümün isim annesiymiş annesi (Raziye Hekim.) Şarkı yazarlığına hayran olduğumuz kadar, sanatçı duruşuna ve cesaretine de hayran olduğumuz nice duygularımıza tercüman olmuş Nazan Öncel ‘annem ister de
ben onu kırar mıyım’, diyince biz de normal diyoruz haliyle Albüme kaldığımız yerden devam edecek olursak sığındığımız en güvenli limanda soluklandıktan sonra ‘Korkunun Üstüne Yürüyorum’ başlıyor. ‘Ne İsa’ya, Ne Musa’ya yaranılmaz anlasana, Kuralcı olamam, duvarları yıktım, korkunun üstüne yürüyorum’a kulak verirken e, haklı diyoruz yine haliyle. ‘Bana artık bir şey sorma, cevaplarım da komada, ne içerde ne dışarıda sana bir şey koymadı; normal normal normal demeye başlıyorum Nazan Öncel’le birlikte. Bu albümün yükünü beraber sırtlandığı Janti’nin, Tufan Taş’ın Mustafa Ceceli’nin, Burak Yeter’in, Özgür Yedievli’nin yanı sıra, genç ve yetenekli aranjörlerin önlerindeki duvarları kaldırmak isteğiyle çalıştığı, Orkun Tunç, Taner Yurdunkulu gibi imzaların pek çok kıymetli müzisyenler
eşliğinde ne harikalar yarattığına tanık oluyoruz, sevinç ve mutlulukla. Fotoğrafların altında Bahadır Kuyucu imzasına ilişiyor gözüme, soruyorum kendisine ‘genç ve yetenekli İzmirli bir arkadaşımız’ diyor gururla. Ve sonuç olarak Akşit Togay’ın prodüktörlüğü, Samsun Demir’in supervizörlüğü ve DMC’nin işbirliğiyle mis gibi bir iş çıkarmış Nazan Öncel. Sözün özü: Çok yaşayasıca kadın.
Sevgim ve saygımla,
A3 Müzik
albüm on numara